İnsana benzeyen un kurabiyesi kadını.

Bugün guzyazi'nın ağzından şu cümleyi duydum, artık ölsem de gam yemem:

"Bu nasıl bir ikna yeteneğidir, senin karşına ateist oturan müslüman kalkar!"

Kendi söküğünü dikemeyen bir terzi bozması olarak, başka bir meziyetim yok ki - diyemedim ama çok güldüm.

Özlediğim, tüm dünyaya karşı kılıç kalkan kuşanmış benliğini görmek ve selvi boyuna sarılmak, benim gibi yaşı geçkinlerin yaşam kaynağı oluyor işte.

Anı yaşamamıza engel olan şey, aidiyet hissi. Birine ait olduğunu veya birinin sana ait olduğunu hissettiğin an, zaman geriye doğru akmaya başlıyor, nelere sahip olamadığını tekrar gözden geçirip, nelere sahip olabileceğinin beklentisi içine giriyorsun.
Sonra da insan kendini dar ağacında buluyor, tuhaf.

Ben bu hale sikimin keyfinden gelmedim. Tamam, belki tercihlerimdi beni bu yollara sürükleyenler, fakat bu boğularak ölmekle yanarak ölmek arasında seçim yapmak gibiydi, ben de boğulmayı seçtim.

Gitme diyemeyeceğim bir gün gelecek, baş ağrılarımın kaynağı, gecemin sabaha kavuşmasına engel bu huzursuzluk.
Veya bana gitme demeyeceği bir gün.