İnsana benzeyen un kurabiyesi kadını.

Bıktım ulan bıktım. Sürekli bir şeylerin geçmesini ve benim de zamanım gelsin artık diye beklemekten çok sıkıldım amına koyayım be. Yeter. Yeter ben kafamı duvarlara vuruyorum hâlâ geçmiyor.

I should go now quietly
For my bones have found a place to lie down and sleep
Where all my layers can become reeds
All my limbs can become trees
All my children can become me
What at mess I leave
To follow

In the darkness I will meet my creators
They will all agree, I’m a suffocator

I’m sorry if I smothered you
I sometimes wish I’d stayed inside my mother
Never to come out

Annemin ne kadar iki yüzlü olduğunu, erkek kardeşimin beni öldürmek istediğini, ailemdeki hiç kimse için bir şey ifade etmediğimi, yalnızca yolunacak bir kaz/evin enayisi/evin hizmetçisi olarak görüldüğümü, benden her şeyi talep etme hakkına sahip olduklarını ama benim hiçbir şeye ses çıkarma lüksümün olmadığını, ağzımla kuş tutsam da yaranamayacağımı, neler yaşadığım hakkında en ufak bir fikirleri olmadığını, ‘nasılsın’ diye yarım ağızla sorduklarında dürüst cevaplar vermemi istemediklerini, geçmeyen fiziksel rahatsızlıklarımın sebebinin ne olabileceği hakkında bir milisaniye bile düşünmediklerini, üvey babamın babalık vasfı bir yana kendisi haricinde hiçbir şeyle ilgilenmediğini, ben gebersem bile kendi ölümümün suçunu bana atacak potansiyelde olduklarını, ben, 27inci yılımın ortalarını tüketmekte olduğum şu sıralarda öğrendim.

Babamın beni siklemediğini öğrendiğimde 8 yaşındaydım, ama çocukluk kolay, çocukluk güzel, terliklerinle sokağa çıkıp oynadığında unutuluyor her şey.

Yetişkinken öğrendiklerimizi nereye koyuyoruz, bir el atın.